Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
Odatda uch tomoni yopiq boʻlib ichiga oʻt yoqiladigan, ovqat pishirish uchun ustiga qozon…
OCHQICHKalit.
ODAteş, nar.
OʻDKara ciğerin salgıladığı yeşil, sarı renkte acı sıvı, safra.
OʻD KESESİKara ciğere yapışık, armut biçiminde, öd salgılayan küçük organ, safra kesesi.
OʻDÜLBaşarıya yönlendirmek amacıyla herhangi bir konuda üstünlük sağlayan, yarışmada derece al…
OʻDÜLLENDİRMEKBir başarıyı veya bir iyiliği ödülle değerlendirmek.
OʻDÜNUzlaşmaya varabilmek için hak, istek veya iddialarının bir bölümünden, karşı taraf yararı…
OʻDÜNChDaha sonra geri verilmek veya alınmak şartıyla (alınan veya verilen).
OʻDÜNLEMEÖdünlemek işi, taviz.
ODAEvin veya herhangi bir yapının oturmak, çalışmak, yatmak gibi işlere yarayan, banyo, salo…
ODABAShIHanlarda çalışan uşakların başı.
OʻDAGʻAYLAMOQBaland ovoz bilan doʻq urmoq, tahdid yoki poʻpisa qilmoq.
ODAMFikrlash, soʻzlash va mehnat qilish qobiliyatiga ega boʻlgan jonli zot; kishi, inson.
ODAMGARCHILIKOdamlarga muhabbat, mehribonlik, insonga yaxshi munosabatda boʻlish.
ODAMIYLIKOdamga, chin insonga xos xislatlar.
ODATOʻrganilgan harakat, qiliq.
ODATDAOdat boʻyicha, odatga koʻra.
ODATLANMOQBiror ishga, narsaga oʻrganib qolmoq.
ODDIYHal etilishi oson boʻlgan, joʻn.
OʻDEMBazı hastalıklarda yüzde, ellerde, ayaklarda görülen iltihapsız şiş.
OʻDEMEKBir alış veriş ilişkisinde, borçlu olunan
OʻDEMELİDeğeri alıcı tarafından postahaneye ödendikten sonra verilecek olan.
OʻDENEKBir iş için ayrılan belli para, tahsisat.
OʻDENTİDernek, kuruluş vb. üyelerinin dernek kasasına ödemeyi kabullendikleri para, aidat.
OʻDEShMEKBirbirine olan borçları ödeyip, alacak verecek bırakmamak.
OʻDETMEKÖdemek işini yaptırmak.
OʻDEVYapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre veya yasa bakımından gerekli olan i…
ODILBiror tomonga yon bosmay, qonun, adolat yuzasidan xolisona, haqqoniy ish tutadigan.
ODIMOlgʻa yoki orqaga, oʻng yoki soʻlga qadam tashlab qilingan harakat.
ODIMLAMOQQadam tashlab yurmoq, qadam bosmoq.
OʻDLEKKorkak, tabansız, yüreksiz.
ODMIRang-tusi, guli shoʻx emas; sodda, sipo.
ODOBJamiyatda, kishilar bilan muomalada oʻzini tuta bilish; axloq.
ODUNYakmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç.
ODYOMETREİşitmeyi ölçen araç.
ODYOVİZÜELGörsel-işitsel.
OʻFUsanç, bezginlik, tiksinti gibi duygular anlatır.
OFARINMamnunlikni, zavqlanganlikni ifodalovchi olqish soʻzi.
OFATBoshga kulfat soluvchi yoki falokatga olib keluvchi baxtsizlik.
OFİSİş yeri, daire, büro.
OʻFKEEngelleme, incinme veya göz dağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, h…
OFLAMAK"Of" diyerek sıkıntı, bezginlik, usanç, acı veya yorgunluk duyduğunu belli etmek.
OFLAZİyi, güzel, mükemmel.
OFMOҚToʻgʻri, tik yoʻldan yoki belgili yoʻnalishdan chetga chiqmoq.
OFSETÇift kopyalı baskı yöntemi.
OFTOBQuyosh, kun.
OʻGʻÜNKez.
OʻGʻÜRMEKKusarken veya kusacak gibi olurken öğürtü sesi çıkarmak.
OʻGʻÜTBir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.