Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
Kimsa yoki narsa nomi oʻrnida ishlatiladigan soʻz.
UCHNarsalarning ingichkalashgan, oʻtkir tomoni.
UChGenellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası.
UChAKKanatlarının altına havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen hava taşıtı,…
UChAKSAVARHava hedeflerine karşı kullanılan silahlara verilen genel ad.
UChARI(Kişinin niteliği olarak) Ele avuca sığmaz.
UCHBURCHAKUchta burchakli, tumorcha shaklidagi.
UCHIRMOQQanot vositasida havoda harakatlanmoq, qanot qoqib biror tomonga yoʻnaltirmoq.
UChMAK(Kuş, kanatlı böcek vb. için) Hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, hava…
UCHMOQQanot vositasida, havoda uchmoq.
UCHQUNYonib turgan yoki choʻgʻ boʻlib turgan moddaning zarrachasi.
UCHRAMOQQarshisidan chiqmoq, duch kelmoq, koʻrinmoq.
UChSUZ BUCAKSIZSonu görünmeyecek kadar geniş olan.
UChUKUçmuş, soluk.
UCHUNIsh-harakatning nima maqsadda bajarilishini koʻrsatuvchi soʻz.
UCHUQShamollash, uchunish natijasida koʻpincha labda paydo boʻladigan chiqiq.
UChURTMAUçurtmak işi.
UChURUMDik ve derin yamaç.
UCHUVCHISamolyotni boshqaruvchi.
UCUBEÇok acayip, şaşılacak kadar çirkin olan şey.
UCUN UCUNUç uca, ucu ucuna, azar azar.
UCUZFiyatı yüksek olmayan, düşük fiyatlı.
UCUZLAMAKFiyatı inmek.
UDDABUROHar ishni udda qila oladigan, eplay oladigan; epchil, abjir.
UDDALAMOQBiror ishni bajara olmoq.
UFAKBoyutları olağandan küçük.
UFALAMAKKırarak veya ezerek küçük parçalara ayırmak.
UFALMAKBüyükken daha ufak duruma gelmek, küçülmek.
UFARAKBiraz ufak.
UFLAMOQUf tortmoq.
UFQOsmon bilan yerning yoki suv sathining koʻz ilgagan uzoqlikda oʻzaro tutashganday boʻlib …
UFUKÇekülün gösterdiği dikey çizgiyle gözlemci üzerinden geçen düzlem, göz erimi.
UFUNETPis koku.
UGʻRAMAKYola devam etmek üzere, bir yerde, kısa bir süre kalmak.
UGʻRAShBir insanın yaptığı iş veya meslek, meşguliyet.
UGʻRAShMAKBir işi başarmaya çalışmak, iş edinmek.
UGʻRULAMAKHırsızlıkla ele geçirmek, çalmak, sirkat etmek.
UGʻRUNGizlice.
UGʻULDAMAKSürekli boğuk ve kalın ses çıkarmak.
UGʻULTUGürültü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi.
UGʻUNMAKBüyük bir üzüntü veya acıdan kıvranmak, soluğu tıkanmak, ağlaya ağlaya bayılmak.
UGʻURBazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ve bazı nesnelerde v…
UGʻURLAMAKHedef, amaç, gaye, yol. Gideni esenlik ve sevgi dilekleriyle geçirmek, selametle gönderme…
UHDEBirinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev.
UHREVİÖbür dünyayla ilgili, ahretle ilgili.
UHUVVETKardeşlik.
UKABir ota-ona oʻgʻillaridan kichigi (katta yoshdagi farzandlariga nisbatan).
UKALAKendini akıllı ve bilgili sanan, bilgiçlik taslayan (kimse).
UKDEDüğüm, yumru.
UKUBETCeza.