HAYOT jamgʻarmasining bepul milliy loyihasi
Tarjima

Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat

Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат

Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Alifbo koʻrsatkichi

Barchasi a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g sh ch
HÜCCET

Belgit.

HÜCRE

İnce ve ince bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı v…

HÜCUM

Saldırma, saldırı, saldırış.

HÜKÜM

Yargı.

HÜKÜMDAR

Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.

HÜKÜMET

Devletin görevlerini yerine getirmesini sağlayan yetkili organ, bakanlar kurulu, kabine

HÜKÜMLÜ

Ceza hükmü verilmiş olan, mahkum.

HÜKÜMRAN

Egemen.

HÜKÜMSÜZ

Yürürlükten çıkarılmış, yürürlükten kaldırılmış, geçersiz, hükmü kalmamış.

HÜKMEN

Hakem kararıyla.

HÜKMETMEK

Egemenliği altında bulunmak.

HÜLASA

Özet.

HÜMANİST

İnsancıl.

HÜMAYUN

Padişahla ilgili.

HÜNER

Beceri isteyen ustalık, beceriklilik.

HÜNSA

Er dişi.

HÜR

Özgür.

HÜRMET

Saygı.

HÜRRİYET

Özgürlük.

HÜSÜN

Güzellik.

HÜSNÜHAL

Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmama durumu, iyi hal.

HÜSNÜHAT

Güzel yazı sanatı.

HÜSNÜKABUL

İyi karşılama, güler yüz gösterme.

HÜSNÜKURUNTU

Her hangi bir durumu safça kendinden yana iyiye yorma.

HÜSNÜNİYET

Her hangi bir kimse veya konuda hiç bir kötü düşünce beslememe, temiz yüreklilik, iyi dil…

HÜSRAN

Zarar, ziyan.

HÜVİYET

Kimlik.

HÜVİYET CÜZDANI

Kimlik belgesi.

HÜZÜN

İç kapanıklığı, gönül üzgünlüğü.

HA

Javobda biror fikrni tasdiqlash, rozilikni ifodalovchi soʻz.

HA

İsteklendirme için kullanılır.

HAB

Yutish uchun mosh kabi yumaloq yoki yosmiq kabi yalpoq qilib tayyorlangan dori; tabletka.

HABBE

SUV PUFAKCHASI

HABER

Bir olay, bir olgu ve bir konu üzerine edinilen bilgi, salık.

HABERDAR

Haberli, bilgili.

HABİP

Sevilen, sevgili.

HABİS

Kötü, alçak, adi, soysuz (kimse).

HABIB

Doʻst, yor.

HAC

Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin o dinden olanlarca yılın b…

HACCETMEK

Müslümanlıkta hac zamanında Kabe'yi ziyaret ve tavaf etmek.

HACET

Herhangi bir şey için gerekli olma, gereklilik, lüzum.

HACh

Hristiyanlığın sembolü sayılan ve

HACI

Hac ibadetini yapmış Müslüman.

HACİM

Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, oylum.

HACİR

Kısıt, kısıtlık.

HACİZ

Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına veya malına icra dairesince el ko…

HAD

Biror belgi yoki harakatning odatda yuz beradigan eng ortiq darajasi, soʻnggi nuqtasi.

HAD

Sınır, uç.

HADDEHANE

İçinde ham demir madeninin eritildiği büyük ocak, fırın.

HADEME

İş yerlerinde temizlik ve ayak işlerine bakan görevli, odacı.