Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
1.ДАРАЖА (бир соннинг ўзига кўпайтирилиши). 2.АСОС, ПОЙДЕВОР. 3.ҚАРОРГОҲ, БАЗА (ҳарбий). …
SÜBÜTАМАЛГА ОШИШИ Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma.
SÜBEKСУМАК Bazı yerlerde beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi vey…
SÜBJEKTİFСУБЪЕКТИВ Öznel, nesnel karşıtı.
SÜBVANSİYONСУБСИДИЯ Devletçe yapılan para yardımı, destekleme.
SÜBYANФАРЗАНДЛАР Sabinin çoğulu, çocuklar.
SÜCÛTСАЖДА ҚИЛИШ Secdeye varma, secde etme.
SÜFLİ1.ПАСТКАШЛИК. 2.КЎРИМСИЗ. 1.Aşağı, aşağılık, bayağı, adi. 2.Kılıksız, pis kılıklı, hırpan…
SÜHULET1.ОСОНЛИК. 2.НОЗИКЛИК. 1.Kolaylık. 2.Yumuşaklık, naziklik.
SÜHUNETИССИҚЛИК Sıcaklık.
SÜJE1.МАВЗУ. 2.СУБЪЕКТ. 1.Konu. 2.Özne.
SÜKÛN1.СОКИНЛИК. 2.ҲУЗУР-ҲАЛОВАТ. 1.Durgunluk, dinginlik, hareketsizlik. 2.Huzur, rahat.
SÜKÛNETСУКУНАТ Sükûn.
SÜKÛNETLİСОКИН Durgun, sakin, hareketsiz.
SÜKÜRШУКУР 1.Tanrı'ya duyulan minneti dile getirme. 2.Mutlu bir olay veya durumdan, yapılan bi…
SÜKÛTСУКУТ Susma, konuşmama, söz söylememe, sessizlik.
SÜKLÜM PÜKLÜMГУНОҲКОРОНА, АЙБДОРЛАРЧА Suç işlemiş gibi utanç veya korku içinde büzülmüş olarak.
SÜKSE1.МУВАФФАҚИЯТ. 2.ДАБДАБА, ҲАШАМАТ. 1.Başarı. 2.Gösteriş, ilgi çekecek durum.
SÜLÜNТУСТОВУҚ Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun eti beğenilir bir kuş.
SÜLÜS1.УЧДА БИР. 2.АРАБ ҲУСНИХАТ ТУРИ. 1.Üçte bir. 2.Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü ya…
SÜLALEСУЛОЛА Soy; ev, aile
SÜLFОЛТИНГУГУРТ Kükürt
SÜLFÜRСУЛЬФИР Kükürdün başka bir elementle yaptığı birleşik.
SÜLFATСУЛЬФАТ Sülfürik asidin tuzu veya esteri.
SÜMÜKМИШИҚ Burun boşluklarından gelen yapışkan sıvı.
SÜMÜKSÜШИЛЛИҚ, МИШИҚСИМОН Sümük özelliğinde olan, sümüğe benzer, sümük gibi.
SÜMBÜLСУМБУЛ Zambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 cm yükseklikte, çiçekleri kuvvetli kokulu…
SÜMEKТОЗАЛАНГАН ЮНГ Eğrilmek için temizlenmiş, taranmış yumak biçiminde yün.
SÜMSÜKАХМОҚ, КАЛЛАВАРАМ Uyuşuk davranan, miskin, aptal, mıymıntı, sünepe, pısırık.
SÜNDÜRME1.ЧЎЗИЛИШ. 2.ШИРИНЛИК (пишлоқдан қилинган). 1.Sündürmek işi. 2.Taze peynir ve şekerle yap…
SÜNEPEЯЛҚОВ Kılıksız ve uyuşuk, sümsük.
SÜNGÜМИЛТИҚ НАЙЗАСИ ишлатиладиган буюм) dolgu gereci. Tüfek namlusunun ucuna takılan küçük kıl…
SÜNGÜLÜНАЙЗАЛИ Süngü takmış olan.
SÜNGER1.БУЛУТ (сув жонвори). 2.ГУБКА (мочалка ёки қозон сочиқ вазифасида 1.Genellikle denizlerd…
SÜNMEKШАЛВИРАБ ҚОЛМОҚ 1.Esnekliğini yitirerek gevşemek. 2.Kopmadan uzamak, gerilmek.
SÜNNETСУННАТ 1.Hz.Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi b…
SÜNNİСУННИЙ Sünnet ehlinden olan (kimse)
SÜPÜRGEСУПУРГИ 1.Süpürmeye yarayan araç. 2.Elektrik süpürgesi.
SÜPÜRGELİKСУПУРГИЛИК 1.Süpürge yapmaya elverişli olan (çalı, bitki vb.). 2.Yapıların içinde, duvarl…
SÜPÜRMEK1.СУПУРМОҚ. 2.ҚУВМОҚ, ҲАЙДАМОҚ. 1.Çöp, toz toprak gibi şeyleri süpürge, fırça veya başka …
SÜPERСУПЕР 1.Nitelik, nicelik ve derece bakımından üstün olan. 2.Belli bir normun üstünde olan.
SÜPERMARKETСУПЕРМАРКЕТ Türlü tüketim mallarının, özellikle her türlü yiyecek maddelerinin ve mutfak …
SÜPRÜNTÜСУПУРИНДИ 1.Süpürülen şey (toz ve çöp). 2.Bayağı, aşağılık şey veya kimse.
SÜRÜСУРУВ 1.Evcil hayvanlar topluluğu. 2.Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü.
SÜRÜKLEMEKСУДРАМОҚ 1.Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek. 2.(Akar su için) Göt…
SÜRÜMБОЗОРГИР 1.Bir ticaret malının satılır olması, revaç. 2.Bir paranın geçer olması, tedavül.
SÜRÜMEKСУДРАМОҚ 1.Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek, sürüklemek. 2.(Hafif …
SÜRÜNCEMEСЕКИНЛАШ, КЕЧИКИШ Bir işin sonuçlanıncaya kadar boş yere uğradığı gecikmelerin tümü.
SÜRÜNGENСУДРАЛУВЧИ 1.Sürüngengillerden olan (hayvan). 2.Yere yatay olarak uzanan (sap ve kök).
SÜRÜNMEKСУДРАЛМОҚ 1.Karnı üzerinde sürünerek ilerlemek. 2.Bir şeye değerek geçmek, geçerken değme…