HAYOT jamgʻarmasining bepul milliy loyihasi
Tarjima

Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat

Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат

Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Alifbo koʻrsatkichi

Barchasi a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g sh ch
ÜTÜ

Genellikle giysilerin buruşuklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen, kızgın de…

TÜCCAR

Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse, tacir.

TÜFEK

Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah.

TÜKÜRÜK

Tükürük bezlerinin ağza akan salgısı.

TÜKÜRMEK

Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak.

TÜKENMEK

Bitmek, sona ermek, artık kalmamak.

TÜKENMEZ

Tükenmeyen, bitmeyen.

TÜKETİCİ

Mal ve hizmetlerden yararlanan, satın alıp kullanan, tüketen (kimse).

TÜKETİM

Tüketmek işi.

TÜKETMEK

Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek, yoğaltmak.

TÜLBENT

Pamuktan, ince ve seyrek dokunmuş hafif ve yumuşak bez.

ÜTÜLMEK

(Oyunda) Yenilmek, kaybetmek.

TÜM

Bir şeyin olancası, bütünü, topu, tamamı.

TÜMÜR

Bağırsakların iç yüzlerinde bulunan, pürtüklerin adı.

TÜMCE

Cümle.

TÜMEN

Büyük küme, yığın.

TÜMLECh

Tümleyen şey, mütemmim.

TÜMSEK

Küçük tepe.

TÜN

Gece.

TÜNEK

Kuşların, evcil kanatlıların üzerinde tünedikleri dal veya sırık.

TÜNEL

Bir yandan öbür yana geçebilmek için yer altında açılan yol.

TÜNEMEK

Uyumak için bir dala veya sırığa konmak.

tıp.

tıp

TÜP

Laboratuarda türlü işlerde kullanılan, bir ucu kapalı cam boru.

TÜR

Çeşit.

TÜRBAN

İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıcı kavrayan baş örtüsü.

TÜRBE

Genellikle ünlü bir kimse için yaptırılan ve içinde o kimsenin mezarı bulunan yapı.

TÜRE

Hak ve hukuka uygunluk, adalet.

TÜREMEK

Oluşmak, ortaya çıkmak.

TÜRKÜ

Hece ölçüsüyle yazılmış ve halk ezgileriyle bestelenmiş manzume.

TÜRKUAZ

Yeşile çalan mavi renkte değerli bir taş, firuze.

TÜRLÜ

Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

TÜTÜN

Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki.

TÜTMEK

Duman veya buhar çıkarmak.

TÜVANA

Kuvvetli, dinç, canlı.

TÜY

İnsan ve hayvan derisi üzerinde bulunan ince kıl.

TÜYLENMAK

Üzerinde tüyler oluşmak.

TÜYMEK

Kaçmak.

TÜYO

Sınavda başkasından yardım görme veya bir kaynaktan yararlanma, kopya.

TÜZÜK

Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu veya uygulayacağı hükümleri sırasıyla g…

TAACCÜP

Şaşma.

TAADDÜT

Çoğalma, sayısı artma.

TAAFFÜN

Kokuşma, pis kokma.

TAAHHÜT

Bir şeyi yapmayı üstüne alma, üstlenme.

TAAHHÜTNAME

Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kağıt.

TAAJJUB

Kishini hayratda qoldiradigan, ajablantiradigan, gʻalati.

TAAJUBLANMOQ

Taajjubda, hayratda qolmoq, hayron boʻlmoq.

TAALLUKAT

Hısım ve yakınlar.

TAALLUQLI

Biror narsa yoki kimsaga aloqador, qarashli, mansub.

TAAM

Yemek, yiyecek.