Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
İkiden sonra gelen sayı (3, III).
ÜCh BOYUTLUEninden ve boyundan başka, derinliği de olan.
ÜCh KAGʻITChIÜç kağıt oyunu oynatan kimse.
ChÜNKÜBundan dolayı, şu sebeple.
ChÜRÜKÇürümüş olan.
ChÜRÜMEKTürlü etkilerle ve en çok mikropların etkisiyle, kimyasal deyişikliğe uğrayarak bozulup d…
ChÜRÜTÜLMEKDoğru olarak ileri sürülen düşüncenin yanlışlığını, gerçeklere dayanmadığını ortaya çıkar…
ÜChÜZ · ad.Üçü birlikte doğmuş olan (kardeş).
ChABAHerhangi bir işi yapmak için harcanan çalışma.
ChABALAMAKGüç bir durumdan kurtulmaya uğraşmak.
ChABUKAnlaşılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez.
ChAChARONKarşısındakini susturacak biçimde ve çok konuşan, çenesi kuvvetli geveze.
ChADIRKalın bezden yapılmış direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba.
ChAGʻZaman parçası, vakit.
ChAGʻ DIShIÇağın gerektirdiği şartların gerisinde kalmış.
ChAGʻATAYCADoğu Türkçesinin XV. yüzyılda oluşan yazı dili.
ChAGʻDAShAynı çağda yaşayan.
ChAGʻILTISuyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı ses.
ChAGʻIRMAKBirinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek.
ChAGʻLAOlmamış yemiş.
ChAGʻLAMAK(Sular) Köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak.
ChAGʻLAYANKüçük bir akar suyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer.
ChAGʻMAK(Güneş ışığı) Vurmak.
ChAGʻRIBirinin bir yere gelmesini isteme, davet.
ChAGʻRICIÇağırmak işini yapan.
ChAGʻRILIKDavet için yazılan kağıt, davetiye.
ChAGʻRIMYüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık.
CHAKAKPastki jagʻ.
ChAKALKurttan küçük bir yaban hayvanı.
CHAKALAKZORChakalak bosgan joy; boʻtazor.
ChAKARDenizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, belirli aralıklarla yanıp sönen fener.
CHAKCHAKUgra shaklidagi xamirni yogʻda qovurib, ustidan asal quyilgan shirinlik.
ChAKIAçılıp kapanan küçük cep bıçağı
ChAKILDeniz veya akar sularda suyun sürtünmesiyle oluşmuş küçük veya orta boyda taş parçası.
ChAKIM, ChAKINŞimşek.
ChAKIR(Göz için)Mavi hareli ela.
ChAKIRKEYFYarı sarhoş.
ChAKIShMAKBirbirine geçip kenetlenmek, takılmak.
CHAKKABosh suyagining yonoqlar bilan peshona oraligʻidagi yon qismi.
CHAKKIerkakcha uzun toʻn. Durust, oʻrinli deb boʻlmaydigan, nojoʻya, behuda.
ChAKMAÇakmak işi.
ChAKMAKTutuşturma aleti.
ChAKMAK TAShIDemir veya çeliğe sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çeşit kuvars.
CHAKMONOdatda jun matodan tikiladigan
ChAKTIRMADANBelli etmeden, sezdirmeden.
CHALAMaromiga yoki tamomiga yetkazilmagan, bitkazilmagan.
CHALA-CHULPAU yeridan kirib, bu yeridan chiqib ishlangan, naridan-beri, u yer-bu yerini chala qoldiri…
ChALA KALEMGelişigüzel, durmadan yazarak.
ChALA KAShIKSoluk almadan yiyerek.
CHALAJONOʻlar holatiga kelgan, joni chiqay deb turgan, yarim tirik.