HAYOT jamgʻarmasining bepul milliy loyihasi
Tarjima

Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat

Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат

Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Alifbo koʻrsatkichi

Barchasi a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g sh ch
YÜCE

Yüksek, büyük, ulu.

YÜCELMEK

Yükselmek, yüce bir duruma gelmek.

YÜGʻRÜK

İyi yürüyen, iyi koşan.

YÜK

Araba, hayvan vb. nin taşıdığı şeylerin hepsi.

YÜKÜM

MAJBURIYAT

YÜKÜMLÜ

Yükümlü olan, mükellef.

YÜKLÜK

Evlerde yatak, yorgan gibi şeyler koymaya yarayan, yerli büyük dolap veya yatak yorgan ko…

YÜKLEM

KESIM

YÜKLEMEK

Bir yere, taşınması için belli ağırlıkta eşya veya araç gereç koymak.

YÜKSÜK

Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde …

YÜKSEK

Altıyla üstü arasındaki uzaklık çok olan.

YÜKSEK OʻGʻRETİM

Orta öğretim düzeyi üstündeki öğrenim.

YÜKSEK OKUL

Üst düzeyde uygulayıcı meslek elemanı yetiştiren yüksek öğretim kurumu.

YÜKSELMEK

Yükseğe çıkmak.

YÜKSELTECh

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç, amplifik…

YÜKSELTİ

Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği, rakım, irtifa.

YÜN

Güzün kırkılan koyun tüyü.

YÜPÜRMEK

Telaşla öteye beriye koşmak.

YÜRÜK

Çok ve çabuk yürüyen, iyi yol alan, hızlı giden.

YÜRÜMEK

Adım atarak ilerlemek, gitmek.

YÜRÜRLÜK

Gereğinin yapılır olması durumu, meriyet.

YÜRÜTECh

Yeni yürümeye başlayan çocukları çabuk yürümelerini sağlayan araç, örümcek.

YÜRÜTME

Yürütmek işi.

YÜREK

Kalp.

YÜREKLENMEK

Korkusuz duruma gelmek, yiğitlenmek, cesaretlenmek.

YÜREKLİ

Koçak, cesaretli, cesur.

YÜREKTEN

Temiz duygularla, saygıyla, içten.

YÜZ

99 dan sonra gelen sayı (100, C).

YÜZÜCÜ

Yüzme sporu yapan kimse.

YÜZ GOʻRÜMLÜGʻÜ

Güveyin düğün günü geline verdiği armağan.

YÜZÜK

Parmağa geçirilen genellikle metal halka.

YÜZÜK PARMAGʻI

Serçe parmaktan önceki parmak.

YÜZÜKOYUN

Yüzü yere gelerek.

YÜZÜNDEN

-der dolayı, -den ötürü, sebebiyle.

YÜZ NUMARA

Ayak yolu, hela, apteshane.

YÜZ OʻLChÜMÜ

Bir yerin veya bir şeyin yüzeyini ölçme, mesaha.

YÜZ ÜSTÜ

Yüzü yere gelecek biçimde.

YÜZDE

Yüzdelik, faiz.

YÜZDEN

Şu nedenle, bu sebeple.

YÜZER GEZER

Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen (araba, tank, uçak gibi) araç, amfibi.

YÜZEY

Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh.

YÜZGECh

Balıklarda ve yüzen memelilerde karın ve göğüste çift, sırt, kuyruk ve anüste tek olarak …

YÜZLEShMEK

(Bir olayı ileri sürenle, inkar eden kimseler) Yüz yüze gelerek sözlerini tekrarlamak.

YÜZMEK

Kol, bacak, yüzgeç gibi organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerle…

YÜZSÜZ

Utanmaz, sıkılmaz, çekinmez, arsız.

YÜZYIL

Yüzyıllık süre, asır.

YA

Birtakım duyguları güçlendirmek amacıyla cümlenin başında veya sonunda kullanılır.

YABA

Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı, atkı.

YABAN

İnsan yaşamayan ıssız yer.

YABANCI

Başka bir milletten olan (kimse), ecnebi.