Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
Dövülerek veya bastırılarak yapılan kalın ve kaba kumaş.
ABADIYVaqt eʼtibori bilan oxiri, poyoni boʻlmagan; mangu, doimiy.
ABADIYLASHTIRMOQAbadiy unutilmaydigan, yoʻqolmaydigan qilmoq; avlodlarga mangu qoldirmoq.
ABAJURIşığın doğrudan doğruya gözlere çarpmasını önlemek için bir yere toplanmasını sağlayan la…
ABAKÜSSayı boncuğu, çörkü.
ABANMAKEğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak.
ABARTIAbartma,bir şeyi olduğundan büyük gösterme, mübalağa.
ABARTMAKBir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalağa etmek.
ABDALSafeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri.
ABDESTMüslümanların namaz kılabilmek için el, ağız, burun, yüz, kol, ayak yıkama ve başa, ensey…
ABESAkla, sağduyuya ve gerçeğe aykırı.
ABGORYomon ahvolga tushib qolgan; nochor, xarob.
ABİDEAnıt
ABİHAYATEfsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağlayan su, bengi su
АБИТУРИЕНТOʻrta maktabni bitirib, oliy oʻquv yurtiga kiradigan kishi.
ABJAQLAMOQAbjagʻini chiqarmoq, dabdala qilmoq.
ABJIROyoq-qoʻli tez, epchil, chaqqon.
ABLABir kimsenin kendinden büyük kız kardeşi.
ABLAHOʻtaketgan qabih, yaramas, razil.
ABLAKYayvan ve dolgun yüz veya böyle yüzlü kimse
ABLUKABir yerin veya bir ülkenin dışarı ile olan her türlü ilişkisini, bağlantısını kuvvet kull…
ABOMHALKIN AŞAĞI TABAKASI AVAM
ABONEÖnceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi.
ABONMANBir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma, sürdürüm
ABRAShAlaca benekli.
ABRİLNisan
ABSOLYUTMustaqil ahamiyatga, mazmunga ega boʻlgan, boshqa narsalarga, hodisalarga bogʻlamay qaral…
ABUK SABUKAkla, mantığa uymayan, düşünmeden söylenen, saçma sapan (söz)
ABZALOt-ulovni egarlash yoki aravaga qoʻshish uchun zarur asboblar majmui; egar-jabduq.
ACABAMerak, kararsızlık veya kuşku anlatır.
ACARAtılgan, gözü pek, yiğit, kabadayı.
ACAYİPSağduyuya, göreneğe, olanağa aykırı, yadırganan.
ACELEÇabuk davranma zorunluğu, ivedi, ivecenlik.
ACEMİranlı
ACEMCEFarsça
ACEMİBir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, ustalaşmamış.
ACENTEBir kuruluşun mali ve ticari işlerini kazanç karşılığında yürüten ticarethane.
ACEPAcaba
AChYemek yeme ihtiyacı olan veya yemesi gereken.
ACh GOʻZLÜMala veya yiyecek içecek şeylere doyum bilmeyen.
AChACAKAçmaya yarayan araç.
ACHCHIQTaʼmi, mazasi oʻtkir; ogʻizni achitadigan, achishtiradigan.
ACHCHIQ-CHUCHUKToʻgʻralgan pomidor va piyozdan tayyorlanadigan sovuq ovqat.
ACHCHIQLANMOQJahli chiqmoq, gʻazablanmoq.
AChIBirbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğrunun oluşturduğu çıkıntı.
AChIK GOʻZУyanık davranarak çıkarını sağlayan, imkanlardan yararlanmasını bilen.
AChIK SOʻZLÜHer şeyi olduğu gibi söyleyen, sözünü esirgemeyen.
AChIK YÜREKLİDüşündüğünü olduğu gibi söyleyen, içi temiz, gizli yönü olmayan ( kimse)
AChIKLAMAAçıklamak işi, izah
ACHIMOQMikroorganizmlar taʼsiridagi bioximik jarayon natijasida achimsiq hid yoki maza hosil qil…