HAYOT jamgʻarmasining bepul milliy loyihasi
Tarjima

Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat

Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат

Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Alifbo koʻrsatkichi

Barchasi a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g sh ch
LÜGAT

Kelime, söz, sözcük.

LÜKS

Giyimde, eşyada, harcamada, aşırı gitme, gösteriş, şatafat.

LÜTFEN

Birinden bir şey isterken "dilerim, rica ederim" anlamlarında kullanılır.

LÜTFETMEK

Vermek, ihsan etmek.

LÜTUF

Önem verilen, sayılan birinden gelen iyilik, yardım, ihsan.

LÜTUFKAR

İyiliksever.

LÜZUM

Gerek, gereklik, gereklilik, icap.

LAB

Ogʻiz atrofining yuqori va quyi tomonidagi et-mushakdan iborat harakatchan qismi, dudoq.

LABBAY

Chaqiriqqa beriladigan javob, ha.

LABİRENT

Çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı

LABORATUAR

Bilimsel ve teknik araştırmalar, çalışmalar için gerekli araç ve gereçlerin bulunduğu yer

LABZ

Lafz.

LAChKA

Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş, düzeni bozulmuş

LACİVERT

Koyu mavi renk

LAF

Söz, lakırdı

LAF EBESİ

Çok konuşan, herkese laf yetiştiren

LAFAZAN

Geveze

LAFIZ

Söz, kelime

LAFZ

Soʻz, kalima; til.

LAGAN

Quyuq ovqatlar solinadigan katta yassi idish.

LAGANBARDOR

Xushomadgoʻy.

LAGʻIM

Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz

LAGʻVETMEK

(Bir kuruluşu) Kaldırmak

LAHANA

Turpgillerden, güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan iri kalın yapra…

LAHİKA

Ek

LAHİT

Kenarları kagir, üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar

LAHM

Suyaksiz, yumshoq (goʻsht haqida).

LAHMACUN

Hamur üstüne kıyma, kıyılmış soğan ve baharat konularak fırında pişirilen bir pide

LAHUTİ

İlahi, Tanrısal

LAHZA

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası, an

LAHZA

Koʻz ochib yumguncha oʻtgan vaqt; on.

LAİK

Din işlerini devlet işlerine karıştırmayan, devlet işlerini dinden ayrı tutan

LAKAP

Bir kimseye veya bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o…

LAKAYT

İlgisiz, aldırmaz, umursamaz, kayıtsız

LAKE

Laka ile cilalanmış

LAKİN

Ama, fakat, ancak

LAKIRDI

Boş söz, dedikodu, laf

LAL

Parlak kırmızı renkte, billurlaşmış, saydam bir alüminyum oksidi olan değerli bir taş

LAʼL

Qizil qimmatbaho tosh, qizil yoqut.

LALA

Çocuğun bakım, eğitim ve öğretimiyle görevli kimse

LALE

Zambakgillerden, yaprakları uzun mızraksı, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir sü…

LALEZAR

Lale yetiştirilen yer, lale bahçesi

LALLAYMOQ

Boʻshashmoq, shalviramoq; anqaymoq.

LALMI

Sugʻorilmaydigan, yogʻindan suv ichadigan; bahori.

LAMBA

Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller ak kor durumu…

LAMBRİ

Bir binanın, bir iş yerinin ahşap, mermer vb. iç duvar kaplaması.

LAMİSE

Dokunum.

LAʼNAT

Kechirib boʻlmaydigan aybi, xatti-harakati, ogʻir jinoyati uchun bildirilgan qattiq qargʻ…

LANDAVUR

Hech bir ishni uddalay olmaydigan; lapashang, noshud.

LANET

Tanrının sevgi ve ilgisinden mahrum olma, beddua.