Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Alifbo koʻrsatkichi
edilmesi, yazmak işi. 2.Alfabe. 3.Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ür…
ve ilk peygamber. 2. İnsan, insanoğlu, adam.
kurtulmak, kendine gelmek.2.Aklı başına gelip, gerçeği görmek.
ancak ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma, eskiz. 2.Herhangi bir kon…
3.Муассасанинг хат-қоғозларини юбориш, тарқатиш ва қабул қилиш билан шуғулланувчи бўлим.
ШОЛ, НАМАТ 1.Dövülerek veya bastırılarak yapılan kalın ve kaba kumaş. 2.Bu kumaştan yapıl…
EBEDİ Вақт эътибори билан охири, поёни бўлмаган; мангу, доимий.
EBEDİYLEŞTİRMEK, ÖLÜMSÜZLEŞTİRMEK Абадий унутилмайдиган, йўқолмайдиган қилмоқ; авлодларга…
1.АБАЖУР, ЧИРОҚ ҚАЛПОҒИ. 2.СТОЛ ЧИРОҒИ. 1.Işığın doğrudan doğruya gözlere çarpmasını önle…
ЧЎТ Sayı boncuğu, çörkü.
1.ЁПИРИЛМОҚ. 2.СУЯНМОҚ. 1.Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. 2.Bir yere v…
МУБОЛАҒА, БЎРТТИРИБ КЎРСАТИШ Abartma,bir şeyi olduğundan büyük gösterme, mübalağa.
МУБОЛАҒА ҚИЛМОҚ, БЎРТТИРМОҚ Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübal…
АБДОЛ 1.Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. 2.Anadolu'da yaşayan …
ТАҲОРАТ 1.Müslümanların namaz kılabilmek için el, ağız, burun, yüz, kol, ayak yıkama ve b…
1.МАНТИҚСИЗ. 2.КЕРАКСИЗ, БЕФОЙДА. 1. Akla, sağduyuya ve gerçeğe aykırı. 2.Gereksiz, yersi…
HARAP, YIKKIN Ёмон аҳволга тушиб қолган; ночор, хароб.
ОБИДА Anıt
ОБИ-ҲАЁТ Efsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağlayan su, bengi su
ADAY ÖĞRENCİ Ўрта мактабни битириб, олий ўқув юртига кирадиган киши.
BOZMAK, YERLE BİR ETMEK, DAĞITMAK Абжағини чиқармоқ, дабдала қилмоқ.
BECERİKLİ, KIVRAK Оёқ-қўли тез, эпчил, чаққон.
ОПА 1.Bir kimsenin kendinden büyük kız kardeşi. 2. Abla gibi saygı ve sevgi gösterilen kı…
ALÇAK, NAMUSSUZ, REZİL Ўтакетган қабиҳ, ярамас, разил.
ДУМАЛОҚ ЮЗ(ЛИ) Yayvan ve dolgun yüz veya böyle yüzlü kimse
ҚАМАЛ Bir yerin veya bir ülkenin dışarı ile olan her türlü ilişkisini, bağlantısını kuvve…
HALKIN AŞAĞI TABAKASI AVAM зот, зурриёт. 2.Бир даврда туғилиб ўсган кишилар. Ўқимаган, са…
ОБУНА 1.Önceden ödemede bulunarak süreli yayınlara alıcı olma işi. 2. Peşin para ile bir …
ОБУНАЧИ Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılan anlaşma, sürdürüm
ЧИПОР 1. Alaca benekli. 2. Klorofil azlığından bitkilerde oluşan açık renk lekeleri bulun…
АПРЕЛЬ Nisan
MUTLAK, SALT Мустақил аҳамиятга, мазмунга эга бўлган, бошқа нарсаларга, ҳодисаларга боғла…
ҒАЛАТИ, МАНТИҚСИЗ (ran) Akla, mantığa uymayan, düşünmeden söylenen, saçma sapan (söz)
KOŞUM TAKIMI (AT İÇİN) От-уловни эгарлаш ёки аравага қўшиш учун зарур асбоблар мажмуи; эг…
АЖАБО, ВОАЖАБ Merak, kararsızlık veya kuşku anlatır.
1.ЖАСУР. 2.КУЧЛИ, ЧАҚҚОН. 1. Atılgan, gözü pek, yiğit, kabadayı. 2. Güçlü ve becerikli, ç…
АЖОЙИБ 1. Sağduyuya, göreneğe, olanağa aykırı, yadırganan. 2. Şaşırtıcı biçimde.
ШОШИЛИНЧ 1. Çabuk davranma zorunluğu, ivedi, ivecenlik. 2. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ЭРОНЛИК İranlı
ФОРСЧА Farsça
1.БЕГОНА. 2.ТАЖРИБАСИЗ. 1. Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, ustalaşmamış. 2. İ…
1.АГЕНТЛИК, ВАКОЛАТХОНА. 2.БОШЛИҚ. ВАКИЛ. 1. Bir kuruluşun mali ve ticari işlerini kazanç…
АЖАБ Acaba
ОЧ 1. Yemek yeme ihtiyacı olan veya yemesi gereken. 2. Yiyecek bulamayan, yoksul.
ОЧКЎЗ Mala veya yiyecek içecek şeylere doyum bilmeyen.
ОЧҚИЧ Açmaya yarayan araç.
ACI 1.Таъми, мазаси ўткир; оғизни ачитадиган, ачиштирадиган. 2.Қаҳр, ғазаб, жаҳл; зарда.
SALATA Тўғралган помидор ва пиёздан тайёрланадиган совуқ овқат.
SİNİRLENMEK Жаҳли чиқмоқ, ғазабланмоқ.
БУРЧАК 1. Birbirini kesen iki yüzeyin veya iki doğrunun oluşturduğu çıkıntı. 2. Birbirini…