Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat
Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат
Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.
Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.
Алфавитный указатель
Kitaplık.
KÜTÜRDEMEKKütür kütür diye ses çıkarmak.
KÜTLE(Katı maddeler için) Büyük parça, küme, yığın.
KÜVETİçinde bazı şeyler veya el yıkanan kap.
KABAÖzensiz, gelişigüzel yapılmış.
KABA KULAKTükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, s…
KABA SAKALGür ve geniş sakallı.
KABADAYIKorkusuz, iyi dövüşen, kendine özgü namus kurallarının dışına çıkmayan kimse.
KABAHATUygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet.
KABAKKabakgillerden, birçok türleri olan bir bitki.
KABAKLAShMAKSaçları dökülmek, dazlaklaşmak.
KABALAGötürü, toptan.
KABALAShMAKKaba bir duruma gelmek.
KABALIKKaba olma durumu.
KABANKalçayı örten, paltoya benzeyen üst giyisi.
KABARADayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, iri başlı demir çivi.
KABARCIKİçi su veya hava dolu ufak kabartı veya kürecik.
KABAREÇeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.
KABARMAKAğırlığı artmadan hacmi büyümek.
KABIOʻxshatish yoki qiyosni bildiruvchi soʻz.
KABİLEBoy.
KABİLİYETQOBILIYAT Yetenek.
KABİNGemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde Küçük bölme.
KABİNEBakanlar Kurulu.
KABİRMezar, sin, gömüt.
KABIZPeklik, sürgün karşıtı.
KABLÖnce, önceki.
KABLOElektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıktan bir madde ile sarılı bulunan metal tel.
KABOBGoʻshtni sixga tortib, choʻgʻga tutib pishiriladigan taom.
KABOTAJBir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi.
KABUKBir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, sertçe bölüm
KABULBir şey isteyerek veya istemeyerek razı olma.
KABURGAEğe kemiklerinin oluşturduğu kafes.
KABUSSıkıntılı, korkulu rüya, karabasan.
KABZATutulacak yer, tutak, sap.
KABZIMALMeyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse, komisyoncu.
KAChHer hangi bir şeyin niceliğini sormak için kullanılan soru sıfatı.
KAChAKBağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan (kimse).
KAChAMAKHoş görülmeyen bir şeyi arasıra yapmak.
KAChARKaç soru sıfatının üleştirme biçimi.
KAChINe kadarı, kaç kişi.
KAChIK(Bir yana) Kaçmış, kaymış.
KAChINCIKaç soru sıfatının sıra biçimi.
KAChINILMAZİstek ve irade dışında olan.
KAChINMAKHer hangi bir işi yapmaktan veya özverili davranmaktan geri durmak.
KAChIRMAKKaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkan yaratmak.
KAChKINBir yerden veya bir işten kaçmış (kimse).
KAChMAKKimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek.
KADARÖlçüsünde, derecesinde.
KADASTROBir ülkedeki her çeşit arazi ve mülklerin yerinin, alanının, sınırlarının ve değerlerinin…