HAYOT jamgʻarmasining bepul milliy loyihasi
Tarjima

Oʻzbekcha-turkcha izohli lugʻat

Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат

Рафиев, Абдурозиқ; Ўзтурк, Тунжай; Ўзтурк, Юксал; Худойбердиев, Жўра; Мирҳаким, Мирсанжар; Билен, Исмоил; Айдўған, Танер; Аннаев, Аброр (1997). Ўзбекча-туркча ва туркча-ўзбекча изоҳли луғат. Tashkent: Ўзбек-турк лицейлари нашри / Özbek-Türk Liseleri Yayınları.

Большой узбекско-турецкий и турецко-узбекский толковый словарь. Ценен близостью языков, двунаправленностью и объяснениями; полезен для сравнительной тюркской лексикографии.

Alifbo koʻrsatkichi

Barchasi a b d e f g h i j k l m n o p q r s t u v x y z o g sh ch
FÜCCETEN

Birdenbire, ansızın.

FÜLUS

Bakır para.

FÜME

Duman rengi.

ÜFÜRÜK

Üfürülerek verilen soluk.

ÜFÜRMEK

Üflemek.

FÜSUNKAR

Sihirli, büyülü.

FÜTÜRİZM

Geleneksel edebi kuralları yıkmak amacını güden ve dadacılık, gerçek üstücülük gibi akıml…

FÜTUHAT

Zaferler, fetihler.

FÜTUR

Bezginlik, umutsuzluk, usanç.

FÜZE

İtiş gücü bir yakıcı ve bir yanıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan hareket etti…

FÜZEN

Kömür kalemle yapılmış resim.

FÜZYOMETRE

Erime ısısını ölçmeye yarayan cihaz.

FA

Gam dizisinde "mi" ile "sol" arasındaki ses.

FAAL

Çalışkan, hamarat.

FAALİYET

Çalışkanlık, çalışma, canlılık, hareket.

FABBOCh

Suvga shoʻngʻuvchi, suv ostida dur izlovchi kishi.

FABFO

Betartib ovozlar, qiy-chuv, shovqin.

FABL

Manzum, ahlaki bir ders çıkarılan hikaye.

FABRİKA

Makine ile seri halde eşya yapılan yer.

FABRİKASYON

Fabrikada yapılarak tüketime hazır

FACİA

Çok üzüntü veren, acıklı olay.

FAHİSh

Ölçüyü aşan, aşırı.

FAHİShE

Kendini satan, baştan çıkmış kadın.

FAHM

Insonning tushunish, anglash qobiliyati; aql.

FAHMLAMOQ

Tushunib yetmoq, anglamoq.

FAHRİ

Saygı için verilen veya övünç için kabul edilen (başkanlık, üyelik, doktora gibi unvan).

FAHUR

Çok övünen, çok böbürlenen.

FAİK

Üstün, yüksek.

FAİL

Eden, yapan, işleyen.

FAİZ

İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kar.

FAKÜLTE

Bir üniversitenin, öğrenim alanı veya uzmanlık konusu bakımından ayrılmış kollarından her…

FAKAT

Yalnız, ancak, ama.

FAKİR

Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul.

FAKSİMİLE

Tıpkıbasım.

FAKTOʻR

Etken, etmen.

FAL

Geleceği bilmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla türlü araçlar kullanarak yorumda bulunm…

FALAJ

Asab sistemasining ishdan chiqishi natijasida tana aʼzolari tamoman harakatsiz boʻlib qol…

FALAK

Yerdan gumbaz, qubba shaklida boʻlib koʻrinadigan havo boʻshligʻi; osmon.

FALAN

Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutar.

FALChATA

Eğri kunduracı bıçağı.

FALOKAT

Odamlar ixtiyoridan tashqari yuz beradigan koʻngilsiz hodisa.

FALONCHI

Kimsani aniq atamasdan, uning ismi oʻrnida ishlatiluvchi soʻz.

FALSAFA

Tabiat, jamiyat va tafakkur taraqqiyotining umumiy qonuniyatlari haqidagi fan.

FALSO

Bir parça çalınır veya söylenirken yapılan nota yanlışlığı.

FAMİLYA

Aile.

FAN

Tabiat va jamiyatning taraqqiyot qonuniyatlarini ochib beruvchi hamda atrofdagi muhitga t…

FANATİK

Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlı olan (kimse).

FANER

Yupqa yogʻoch taxtalarni ustma-ust yelimlab yopishtirib tayyorlangan yaxlit qurilish mate…

FANFAN

Konuşması çok iyi anlaşılmayan (kimse).

FANİ

Ölümlü, gelip geçici.